Erman Toroğlu: "Böyle penaltı olmaz"
Siyah beyazlıların, takım olarak oyunları da iyi değil. Quaresma, patlama yaparsa göze hoş gelen hareketler oluyor o kadar. Guti, güçsüz. Bir tek Quaresma ile de ne yaparlar bilinmez. Karabük, kendi yağıyla kavrulan futbolu kişilikli oynayan bir takım. Belli imkanları var. Ama böyle takımların bir tek şeye ihtiyacı var, adalete. Peki Türkiye Ligi’nde bunu bu yıl bulabilecekler mi? Büyüklerle oynayacakları maçlarda zor, diğer maçları bilemem. Nedenine gelince; hani maçta kırılma noktaları var ya, o kırılma noktalarında hakem düdüğü kuvvetliden yana çalarsa, hiç bir şey yapamazsın.
Böyle penaltı olmaz
Mesela; maç 1-1. Karabük, Beşiktaş kalesinde bolca pozisyona giriyor. Her an atabilir. Ama Nobre, adamı çekiyor, eziyor, itiyor, basıyor, golü yapıyor. Hakeme bakıyorsunuz, karar gol. Quaresma, ceza alanına giriyor, bir adamı geçiyor, ikinci adamın hareketini bekliyor, ama Karabüklü defans oyuncusu Quaresma’nın kafa yapısını anlayınca hareketi kesiyor. Yere basıyor. Quaresma da başlıyor uçmaya. Hakemin düdüğü çalıp, Quaresma’ya kart gösterip, aleyhte endirekt vuruş vermesi lazım. Ama penaltı noktasını gösteriyor. Ve skor oluyor 3-1. Bundan sonra sinir sistemin Karabük Demir Çelik de olsa, gümüş de olsa, altın da olsa, dayanamazsın. Sonra da diyeceksin ki, tabelaya bak maç 4-1. Doğru, maç 4-1.
Allah sabır versin
Ey küçük takımlar bu sene bu görüntülere alışacaksınız. Fazla sinirlenmeyeceksiniz. Hakemler akıllı adamlardır, havayı koklarlar, ne yapacaklarına karar verirler. Bu Futbol Federasyonu da olaylara çanak tutmaya başladı. Sistemi öyle kurmaya başladı. İşin sonunda Haluk Ulusoy’u aramayalım. Ne diyelim, Allah küçüklere sabır versin.
BEĞENDİM
Karabükspor’un kendi yağıyla kavrulup, kişiliğini değiştirmesini.
BEĞENMEDİM
Karabükspor Stadı’nın kötü zeminini.
DİKKAT
Bu hakemlerle, bu sene işler hiçte kolay olmayacak.







Yazının başlığının sadece dikkat çekmek için olmadığını tamamını okuyunca göreceksiniz. Günceli yaşamayı seven bir milletiz biz o yüzden “HALİÇ’TE YAŞAYAN SİMONLAR” ın yerine “KARABÜK’TE YAŞAYAN SİMONLAR” dedim. Ve hatta daha ileri giderek “DÜN DEVLET BUGÜN CEMAAT” söylemini de “DÜN DEVLET BUGÜN SENDİKA” olarak değiştirmeyi uygun gördüm. Nedenlerini ve niçinlerini yazının tamamında göreceksiniz.
Kitabın yazarı açıkladı ama kaçıranlar olmuştur belki diye SİMON kelimesi her ne kadar Yahudilik söylemi çağrıştırsa da aslında “ Bir teröristin kod adıdır Simon. Önemi ise; kendi öz kız kardeşinin bile özgürlük düzeni savaşında idam edilmesine karşı durmayışıdır.”
Yıllar öncesine gidelim. O zaman ki adıyla Karabük Demir-Çelik Fabrikaların kapatılmasına karşı verilen onurlu mücadelede “Üreten Biz, Yönetende Biz Olacağız” söylemini fabrikanın kapatılmasını Bir Lira gibi sembolik bir rakamla çalışana devredilmesinde sonra “Üreten Siz, Yöneten Biz Olacağız” şekline dönüştüren sendikal anlayıştır Karabük’te yaşayan Simonlar. Bugün Karabük sokaklarında yaşanan sendikal yetki savaşlarının temeli bu söyleme dayanmaktadır. “Üreten Siz, Yöneten Biz Olacağız” gerisi sadece teferruattır Karabük’te yaşayan Simonlar için.
Onlar için önemli değildir Ankara’ya sabah 05,30 otobüsleri ile giden onkoloji hastaları. Onlar için önemli değildir KARDEMİR deki naftalin tanklarında çalışıp Karabük teki Devlet Hastanelerinde çeşitli dönemlerde tedavi göre SİLİKOZİS hastaları. İstanbul gibi büyük metropollerde kot taşlama işçilerinin hastalanmasıyla gündeme gelen SİLİKOZİS hastalığı sadece naftalin tanklarında çalışanlarda değil KARDEMİR bünyesindeki birçok kısımda çalışan işçilerde rastlandığına hastahane kayıtlarından rahatça ulaşabilir Karabük’te yaşayan Simonlar.
Bugünlerde işsiz gençler için umut kapısı haline gelen KARDEMİR kapısı içeride çalışanlar için ise işlerine son verileceği endişesinin yaşandığı kaos kapısı haline gelmiştir. Karabük’te yaşayan Simonlar acaba hiç düşünmediler mi Avrupa Birliğinin çok gerisinde hatta Ortadoğu şartlarının bile gerisinde en düşük ücretle çalıştırılan metal işçisinin vebalini.
Karabük güzel ülkemizin 24 saat uyumayan ender kentlerinden birisidir. Acaba diyorum Karabük’te yaşayan Simonlar gündüz bile uyutmaya mı kalktılar güzelim Karabük’ü . Eyy..
Karabük’te yaşayan Simonlar bırakınız sendika yetki savaşlarını “Üreten Biz, Yönetende Biz Olacağız” söylemine yakışır bir sendikal anlayışa nasıl ulaşılırız mücadelesini yapın. En ağır şartlarda çalışan metal işçisinin yaşam standardını nasıl yükseltiriz mücadelesini yapın. Ve mümkünse meslek hastalığı haline gelen SİLİKOZİS ile ilgili lütfen bir araştırma yapın.. Çünkü, çünkü hiçbir genç hayatının en güzel çağında akciğerlerine bu kötülüğü yapamaz. Yetkili sendikayı etkili hale getirin ki sendikalı ile Harranlı arasındaki fark ortaya çıksın. Yoksa zaten hepimiz HARRAN’lıyız. Yeni bir işe girmenin sevincini yaşayanlarla, her an işten atılabilirimin hüznünü yaşayanlar kentine dönüştü dumanlı kentimiz KARABÜK.
Yorumunuzu Ekleyin