Karabük’ün ekonomisine büyük oranda yön verenler, küresel mali krizin Karabük’e yansımalarını değerlendirmek için hafta sonu toplandılar. Ticaret ve Sanayi Odası tarafından tertiplenen toplantıya Vali Nurullah Çakır, Belediye Başkanı Hüseyin Erer ve Milletvekilimiz Mehmet Ceylan’da katıldı. Milletvekili Cumhur Ünal ise 14.00’da başlayan toplantıya saat 16.40 civarında iştirak etti.
Toplantı TSO Meclis Başkanı Ahmet Soykök’ün krizin ciddiyetini anlatan sözleriyle başladı, sırasıyla Vali Çakır, Başkan Erer, Milletvekili Ceylan söz aldılar ve kısa kısa görüş bildirdiler.
Toplantının 8 Kasım tarihine denk gelmesi ise hayli ilginçti. 14 yıl önce Kardemir’i Karabük kurtarmak için Karabük halkı önemli bir eylem yapmış ve Karabük’ün kaderini değiştirmişti.
Aradan geçen 14 sene zarfında yine aynı gün Karabük için önemli olan bir konuda Karabük’ün ekonomisine yön verenler önemli bir kitleye istihdam sağlayanlar Karabük için bir araya geldiler.
Sanki tarih tekerrür ediyor. Hafta sonu yapılan toplantıda Kardemir temsilcileri yoktu. Bu gözden kaçmadı. Belki de Kardemir temsilcileri Karabük’teki haddeciler ile Kardemir arasındaki soğuk havayı toplantıya yansıtmak istemediler.
Özel sektör Haddeciler Derneği Başkanı Mustafa Dastar kendisine söz verildiğinde bunu toplantıya yansıttı ve “ Kardemir herhalde krizden etkilenmiyor” şeklinde yorumladı.
Rafet Vergili toplantıda Karabük’ün 1986 yılından bu yana kriz içinde olduğunu belirti ve 1992 yılında Kalkınmada öncelikli yöre kapsamına alınan Karabük’te 1998 yılına kadar bundan kimsenin faydalanmadığını söyledi. Vergili, krizden Karabük’ün çok fazla etkilenmeyeceğini, çünkü Karabük’te iyi ahlaklı patron, iyi ahlaklı işçi olduğunu söyledi..Batan olsa da bu “haysiyetli batma” olacaktır dedi ve sözü Kardemir’e götürdü. Kardemir’in basiretli yönetimi sayesinde krizden etkilenmeyeceğini dile getirdi.
Erkan Erhal ise önce TSO işini yapmıyor şeklinde bir eleştiri getirerek sözlerine başlarken önemli bir itirafta da bulundu “Yöneticiler olarak biz Karabük’e hiçbir şey vermedik” dedi. Bu sözler ilerleyen zamanlarda sorgulanması gereken önemli bir itiraf. Neden verilmedi? Ya da verilemedi?
Toplantıda daha çok Demir çelik sektörünün hammadde sıkıntısı nedeni ile yaşadığı sıkıntılar dile getirilirken, ihracata yönelik çalışanlar haddeciler içinde ihracat teşviği istendi ve Haziran ayında Ankara’da Dış Ticaret Müsteşarlığında yapılan toplantıdaki talepler bir kez daha yinelendi ve Milletvekili Mehmet Ceylan’a bu sorunun Ankara’ya bir kez daha taşınması istendi.
Toplantıda en ilginç açıklama Kaptan Haddecilik Satış Müdürü Murat Orhan’dan geldi. Teşvik konusunda konuşan Orhan, Haziran ayında Ankara’da yapılan toplantıda Karabük’e neden teşviğin gelmediğinin AB’den sorumlu bir bayan tarafından kendisine aktarıldığını belirti ve bunu toplantıda herkesle paylaştı.
Orhan, teşviklerinin AB hibeleri ile verildiğini, AB’ hangi sektörde eksik varsa o bölgelere teşvik verdiğini, Demir Çelik sektörü bulunan hiçbir bölgeye teşvik verilmediğini,Karabük’ün bu nedenle teşvik dışında kaldığını söyledi.
Sadece Demir Çelik sektörü değil Tekstil sektörü de sıkıntılarını sıraladı, elektrik-sigorta ve vergi indirimi istedi.Sonuç olarak sıkıntılar hep aynıydı, Toplantı sıkıntıların birebir konuşulması açısından olumlu geçti. TSO bu toplantıyı düzenlemekle yerinde bir karar vermişti. Toplantılar bundan sonra devam eder etmez bilinmez ama, reel sektörü de daha da sıkıntıya düşüren Bankalar konusunda nasıl bir tutum sergileneceği merak ediliyor.
Bankaların reel sektöre karşı takındıkları tutum hafta sonu İstanbul’da farklı bir toplantıda gündeme geldi. Ziraat Bankası Genel Müdürü Can Akın Çağlar, reel sektöre karşı bankaların takındığı tutumu “kredilerin geri çağrılması demek, dönüp kendimizi arkadan vurmak anlamına gelir” diyerek yorumladı ve “şu ortamda kredilerin geri çağrılmasını gerektirecek bir likitide problemi yok. Firmalarla ilgili çıkartılan olumsuz söylemler bankaları bu tutum içine sokmuştur” dedi.
Hatırlanacağı gibi Mustafa Dastar ve Remzi Özçelik’te geçen hafta içersinde aynı şeyleri söylediler. Firmalar hakkında asılsız söylemlerde bulunulmaması gerektiğini, bunların firmaları olumsuz yönde etkilediğini, firmalara bakış açısını değiştirdiğini belirtmişlerdi.
Sonuç olarak hem reel sektör sahipleri hem firmalar bu krizi beraberce elele vererek atlatmak zorundalar. Aksi uygulama hem bankaları hem reel sektörü daha da çıkmaza sokacağa benziyor.
14 yıl sonra 8 Kasım’da yapılan bu toplantının Karabük’e büyük kazanımlar sağlayacağı umudundayım. Çünkü paylaşım samimi ve gerçekçiydi. Vali Çakır’ın başta hatırlattığı gibi toplantı “ dağ fare doğurdu” şeklinde yorumlanamaz,yorumlanmamalı da..
Karabük’ün önemli bir sektörü olan Kardemir’i ise bu krizde ağabeylik yaparak yan sanayi konumundaki haddelere hammadde konusunda gerekli özveriyi göstermesini bekliyoruz.
Hepimiz üzerimize düşeni yapalım ki kriz değişmeyen kaderimiz olmasın…