|
|
|
Açılış Sayfası | Sık Kullanılanlara Ekle |


Perşembe günü Kanal 78’de katıldığım Gün Ortası’nda, programın yapımcısı Hakan Tuçer’e, sorduğu bir soru üzerine kendimi; ”kentlerle konuşan adam” olarak tanıttım.
İyi de bir adam kentle nasıl konuşur.?
Anlatayım…
Her kentin kendini anlatan bir geçmişi vardır.
Biz o geçmişi anlamaya çalışıyoruz.
Yani bir tarih çalışması yapıyoruz.
Tarih geçmişin dili,gözü daha doğrusu her şeyidir.
Bu bakımdan kentlerin tarihini araştırmaya başladığınızda bu konuşma da kendiliğinden başlıyor demektir.
****
Kentler bir bakıma canlı organizmalar gibidir.
Bu organizmaya hayat veren o mekanda aynı havayı teneffüs eden insanlardır.
O nedenle kentler içinde yaşadıkları insanların yaşama bakış açılarını,dünya görüşlerini yansıtır.
Kente bir fayda sağlarsanız bunun karşılığını görürsünüz.
Bu fayda özellikle o kente hayat veren insanların mutlu olmasını sağlayacağı için kamuoyu tarafından takdirle karşılanır.
Bu anlamda kente yapılan her kabahat de doğal olarak kendi tepkisini ortaya koyacaktır.
****
Tarafımdan yapılan kent monografileri çalışmaları benim kentlerle bu anlamda konuşmama olanak sağlıyor.
Bu konuşmalar bana kentlerin gelişimi ile ilgili olarak önemli ipuçları sunuyor:
Ne gibi mi?...
Modern kent ne demektir?
Çarpık kentleşme nedir?
Arsa spekülasyonları ne demektir?
Bir kent için kimler rant kavgasına girer.
Kentler zaman içinde nasıl yozlaşır?
Kentlerde yaşamı zorlaştıran unsurlar nelerdir?
Bir kentin yaşanmaz hale gelmesi ne demektir?
****
Aslında yukarıda sorulmuş olan bu soruların hepsi bizleri yakından ilgilendirmektedir.
Kentin estetik görüntüsü ;bu mekanda bulunan insanların yaşantısının bir parçasıdır
Bu parçalar bir bütün haline geldiğinde ,getirildiğinde o kentin kalitesi ortaya çıkmaktadır.
Kentlerle konuşmanın can alıcı noktası onu anlama bakımından size fevkalade bilgiler sunmasıdır.
İşte bu bilgiler, kenti yaşanılır kılacaktır.
Kentin önünü açacaktır…
****
Kentle konuşmak…
O öyle kolay kazanılacak bir beceri değildir.
O zaman ne yapmak mı gerekir?
Önce içinde yaşadığınız kenti bir sevda ile sevmek gerekecek.
Bu sevda sizin o kente duyduğunuz ilginin,sevginin bir kanıtı olacaktır.
Çok mu dert yandım…
Kafanızı mı şişirdim.
Olabilir…
Ama olup biteni kavramak için bizim bu kente “bir” bakmamız ve ona “bir” merhaba dememiz gerekmez mi?
Ne dersiniz?...