• email Arkadaşına gönder
  • print Çıktı al
  • Plain text Sadece Yazı
Ana Sayfa | Gazeteler | B.Karadeniz Ekspres | Semiha Karaoğlu Hızarcı | Yaşamak İstedin; Yaşıyor musun?

Yaşamak İstedin; Yaşıyor musun?

Geçtiğimiz Cumartesi günü 8 Kasım’dı.

8 Kasım 1994’ü hatırlamayan Karabük’lü yoktur herhalde…

O dönemde ben de buradaydım.

Yine bu gazetedeydim ve tüm olayları çok yakından takip etme olanağı bulmuştum..

O günlerde Karabük halkı tarihinde görülmemiş bir birliktelik örneği göstermiş  tek vücut olmuş ve Fabrikalarını kapattırmamak için avazı çıktığı kadar bağırmış ve sesini Ankara’ya ulaştırmayı başarmıştı…

Demir Çelik Karabük demekti…

Demir Çelik kapanırsa Karabük ölürdü…

Hayat dururdu…

Evet Ankara Karabük’lünün o günlerde ki kararlığını, direncini gördü ve geri adım attı..

“Kapatmayacağım, size vereceğim” dedi…

Hepimiz çok sevindik.

Karabük bayram yerine döndü o günlerde..

Sonra mı?..

Sonra ortam duruldu , herkes sakinleşti..

İstenilen olmuştu.. Karabüklü başarmıştı..

Ya şimdi?.. Şimdi ne olacaktı?...

.Kafalar karışıktı..

 Ankara Fabrikayı kapatmamış,Karabüklüye 1 lira karşılığında vermişti…

“Ama bu ne anlama geliyordu?.”.

“Hiçbirşey değişmeyecekti değil mi?”

“Her şey olduğu gibi devam edecekti değil mi?”

Zihinlerde hep bunlar dolaşıyordu….

Süreç başladı, fabrika hisseleri halka arz edildi..

Herkes az ya da çok aldı fabrikasının hissesinden…

Ama yolunda gitmeyen bir şeyler vardı…

Yıllar önce Türkiye’nin her yerinde Karabük’e olan beyinler  Karabük’ü birer ikişer terk eder oldu… Beyin göçü tersine döndü. Müdürler, mühendisler terk ettiler bu memleketi…

Karabük küçüldükçe küçüldü…

Nüfus önemli ölçüde azaldı Karabük’te

Hani İstanbul’un Bebek semti vardır ,elit ve zengin insanların oturduğu yerlerdir..İşte Kardemir’in Karabük Demir Çelik Fabrikaları olduğu zamanlardaki Bebeği de Yenişehir idi. Yenişehir yine doluydu belki ama o elit tabaka çoktan göçmüştü. Bir zamanlar cıvıl cıvıl olan sokakları artık ıssız,  sessiz ve suskun hale geldi…

Sosyal tesisler birer birer kapandı ya da işlev değiştirdi…

İşçilerin ekonomik durumları nedeniyle cennete dönüşen Karabük yoksullaşmaya başladı...

Esnafın cirosu azaldı… 

O zamanlar istasyon caddesinin tamamını kaplayan demir tüccarları parmakla gösterilecek kadar azaldı..

Fabrikanın gelişmesiyle  bünyesinde çalışan müdürlerin ,mühendislerin çocuklarının okuması için kurulan TED Karabük Koleji giderek kan kaybetmeye başladı.

Evet Karabüklü Fabrikasını kapattırmamıştı. Kapatmak isteyenlerin karşısında dimdik  dikilmiş izin vermemişti… Ama şu anda  kafamda sürekli bir soru dolaşıyor, yanıtını bulamadığım. Siz biliyor musunuz?

Şu an Karabük Demir Çelik Fabrikaları Karabüklünün mü?!....

Evet ben 1994 öncesindeki Karabük’ümü soruyorum size…

Yaşamak istediğim Karabük’üm…

Sen yaşıyor musun!......

 
Ekleyin:: Add to your del.icio.us del.icio.us | Digg this story Digg

Yorumlar (1 Yorum Eklendi):

Nevzat Dikilitaş Tarih: 14 November, 2008 12:53:23
avatar
Sayın Semiha hanım;
Yazınızı içimi çekerek okudum, gerçekten güzel bir konuya değinmişsiziniz, bizlerde 8 Kasımları dışarıdan biri değil eylemim içersinde yer alarak yaşadık, bizler için farklı bir anlam ifade ediyor, iş ve aş kapımıza sahip çıkmak, toprağımız dediğimiz Karabük'ün geleceğine ışık tutmak adına mücadele verdik bu mücadele neticesinde Karabük'te yaşanan tarihi değişime de şahit olduk. Ancak bu değişim iyimi oldu kötümü oldu tartışılır, Karabük bu değişimle kaybettimi kazandımı oda tartışılır, ama bir gerçek var ki tartışılmaz, yazınızda bahsettiğiniz o parlak günlerdeki cıvıl, cıvıl yaşantı Karabük insanına çok şey öğretti, ileriye bakabilmenin ne olduğunu, iyi ve güzel yerlere gelebilmenin ne şartlarla olduğunu öğretti. Bu eğitimdi onlarda çocuklarını okutup müdür, mühendis yapmalıydılar bu tecrübeyi alan büyüklerimiz çocuklarını okutmak, onlarında bu fabrikada işçi değil Mühendis, Müdür olmalarını sağlamak adına yemediler, içmediler her türlü fedakarlığı yaparak çocuklarını okuttular, bunu yaparken de Karabük’ün eğitimdeki başarısının temelini oluşturdular, bugün Karabük’ün eğitimdeki başarısı o günlerde oluşan düşüncelere borçludur, işte tartışılmaması gereken tek nokta bu.

Semiha hanım;
Tartışılması gereken konu ise Kardemir’in bugünkü istihdam politikasıdır, bizim dediğimiz, yöremizin dediğimiz, uğruna her türlü fedakarlığı yaptığımız fabrika şimdi iyi kazanıyor, üretiyor ve ayakta duruyor ama yaşaması için sokaklara dökülen emeklisine, esnafına, ev hanımına, öğrencisine kısaca her kesime ne verebiliyor, işsizliğin had safhada yaşandığı, alabildiğine göçün verildiği o gün edinilen tecrübelerle okutulan ve Kardemir de çalışsınlar dediğimiz gençlere istihdam sağlıyor mu, mademki kazanıyor, iyi işler yapıyor birazda ahde vefa örneği gösterip istihdama yönelmesi gerekmez mi, bence yapması gerekir, o gün o mücadeleler verilmiş ve fabrika yaşatılmışsa geleceğimize ışık tutması için yapılmıştır. Fabrika birilerinin olsunda sadece onlar kazansınlar diye değil hep kazanılsın yöre insanı kazansın diye verilmiştir, oysa Kardemir bugün Karabük’lü ye kapanmış, içe dönük yaşayan hatta etrafı beton duvarlar kapatılmış buda yetmezmiş gibi dikenli tellerle çevrilmiş bir fabrikadır şehir halkından kendisini soyutlamıştır. İşte bu nedenle sosyal tesisler ölüyor, Yenişehir canlılığını yitiriyor, Karabük yok olmaya başlıyor ve en önemlisi yetiştirdiğimiz genç beyinler buralardan göçüyor, işte bu durum bizleri fazlası ile üzüyor.
Ümidimiz siz ve sizin gibi düşünen Karabük sevdalılarının bu durumu basın yoluyla sık sık gündeme taşıması ve bir şeylerin değişmeye başlamasıdır.
Teşekkür eder çalışmalarınızda başarılar dilerim.
Yorumunuzu Ekleyin comment