|
|
|
Açılış Sayfası | Sık Kullanılanlara Ekle |


Eskiler; “söylediğini dinletmenin, yazdığını okutmanın iki yolu var. Ya kısa kes, ya da fıkra anlat. İkisini birden anlatmanın sakıncası da yoktur” derler. Biz bu öğüdü can kulağı ile dinler, gereğini yaparız ama yine de anlatmak istediklerimizi anlatamayız ne hikmetse… Bakın; elinizde tuttuğunuz şu gazete yerelde günlük yaşamla ilgili bilgi akışını sağlayan küçük bir kütüphanedir aslında… Bu kütüphane tamı tamına 26 yıldır mütevazı olanaklarıyla derlediği haber ve yorumlarını okurlarıyla buluşturuyor. Bir yerel gazetenin sağlayabileceği tüm aksesuarları, kapıları ardına kadar herkese, her gün açık olan kütüphanesinde, yani “Batı Karadeniz Ekspres Gazetesi”nde herkesle paylaşıyor. Gazetecilik zor iş… Sürekli çalışmayı, elde edilen ürünü titizlikle süzgeçten geçirmeyi gerektiriyor. Tepkisi bol bir meslek dalı gazetecilik… Bol dedikse olumlusunu kastetmiyorum. olumsuzunu elbet… Onun bolluğuna neden de birilerinin damak zevkine göre haber ve yorum üretmedeki beceriksizliğimiz zahir. Hep olumlu tepki alalım diye asli sorumluluklarımızı göz ardı edemeyiz tabii… Gazetecinin asli görevlerinin en başta gelenlerinden biri de muhalefet yapmaktır. 4 kuvvet olarak siyasi iktidarların yakın takipçisi olmak, Demokrasilerin ana unsuru konumundaki denetleme ve dengeleme görevini sahip olduğu değerlerden ödün vermeden yerine getirmektir. Tabii ki, gazeteci bütün bunları yaparken insaflı olmak zorundadır. Tabii ki, gazeteci yalan söylememek, yanlışlarda ısrar etmemek durumundadır. Tabii ki, gazeteci her kimseye hakaret ne kelime; rencide dahi etmemelidir. Tabii ki, gazetecilerin eleştirdiği herkesin bu eleştirilere cevap vermek en büyük hakkıdır. Tabii ki, gazeteler cevap hakkını sadece siyasilere değil, hakkında haber yada yorum yapılan herkese tanımakla yükümlüdür. Bu açıdan bakıldığında, bir gazeteci olarak gazetecinin siyasetçiyi eleştirmesi sadece hakkı değil aynı zamanda görevidir… Bakın biz 26 yıldır bu mesleği icra etmenin gururunu yaşıyoruz ve iddia ediyoruz, gazetecilik; işine geldiğinde kendinden bilinecek, işine gelmediğinde sövülecek bir olgu değildir. Gazeteci olumlu yazarsa iyi adam, iyi yazmazsa tu- kaka olmamalıdır. Gazetecilik zor… Memlekette savaş olur, savaştan herkes kaçar. Savaş alanına askerle birlikte gazeteci koşar. Yangın olur, herkes can havliyle yangından kaçar. Yangına itfaiye ile birlikte gazeteci koşar… Kaza olur, sağlıkçıdan bile önce gazeteci koşar… Bir yerde kavga olur, polisle birlikte gazeteci koşar… Ülkede seçim olur, siyasetçiden daha çok gazeteci koşar haber yapar… Belki de o yüzden ilk önce Sosyal Güvenlik Yasası kapsamından gazetecilere verilen haklar kaldırıldı. Belki de o yüzden siyasiler tarafından gazeteciler yasaklı addediliyor. Belki de o yüzden saldırılara uğruyor… Oysa hiçbir gazeteci bunu hak etmiyor…